Merkez’in faiz indirimleri devam edecek mi, kredi faizleri de düşecek mi?

Enflasyon ve döviz kurlarındaki artışa rağmen Merkez Bankası (TCMB) bugün bir kez daha faiz indirimine gitti.

23 Eylül’de 100 baz puan faiz indirerek piyasaları sarsan TCMB, bugün daha da ileri giderek 200 baz puanlık indirime imza attı ve politika faizini yüzde 16’ya çekti.

Kararın ardından dolar/TL’de ilk tepki 9,28’den 9,48’e yükseliş oldu. Euro/TL’de ilk kez 11 seviyesi aşıldı ve 11,05’lik seviye görüldü.

Kanunda yazan temel görevi ‘fiyat istikrarını sağlamak’ olan ve resmi enflasyon hedefi yüzde 5 seviyesinde bulunan TCMB, yüzde 20’ye yaklaşan enflasyona rağmen son bir ayda toplamda 300 baz puanlık faiz indirimine gitmiş oldu.

Peki bundan sonra ne olacak? TCMB’nin faiz kararına ilişkin metni geleceğe yönelik hangi mesajları veriyor, faiz indirimleri devam edecek mi, kredi faizleri de düşecek mi?

Sardis Research Danışmanlık’tan stratejist Evren Kırıkoğlu, Başkent Üniversitesi Finans ve Bankacılık Bölüm Başkanı ve Ziraat Bankası’nın eski genel müdürü Prof. Dr. Şenol Babuşçu ile Tera Yatırım Başekonomisti Enver Erkan, faiz kararını sozcu.com.tr’ye değerlendirdi.

‘100 BAZ PUAN DAHA İNDİRİM GELEBİLİR’

Kendi beklentisinin 50 baz puan, piyasadaki en yüksek beklentinin de 100 baz puan indirim yönünde olduğunu ancak kararın 200 baz puan olduğunu belirten Kırıkoğlu, “Konunun siyasi niteliği, geleceğe dair rasyonel analiz ve tahmin yapmayı imkansız kılıyor” dedi.

Kırıkoğlu, karar metnindeki “politika faizinde yapılan aşağı yönlü düzeltme için yıl sonuna kadar sınırlı bir alan kaldığı” ifadesine dikkat çekerek kasım ve aralık toplantısında toplamda 100 baz puan daha faiz indiriminin gelebileceğine işaret etti.

‘KREDİ FAİZLERİ ÇOK GERİLEMEZ’

Yine aynı cümleye referansla, kasım ve aralıktaki indirimlerin sonrasında kısa vadeli faizin öngörülebilir gelecekte yüzde 15,0 seviyesinde sabit kalacağı ve bu bilgiyi bugün itibariyle fiyatlayan dolar/TL kurunun da 9,50 civarında denge bulacağı yönünde bir baz beklenti oluşturulabileceğini belirten Kırıkoğlu, “Uzun vadeli faizleri etkileyen enflasyon beklentileri ve kurlar ile yükselen risk primlerine bağlı olarak reel sektörün kredi maliyetlerinin çok gerilemeyeceğine” işaret etti.

Kırıkoğlu ayrıca, “Faiz indirimlerinin sona ereceğine dair yönlendirmenin siyaset kurumundan tepki görmesi durumunda hem döviz kurlarının hem de uzun vadeli faizlerin ve risk primlerinin yukarı yönlü ilerlemeye devam edebileceğini hatırlamakta fayda var” uyarısında bulundu.

Açıklama metninde “Küresel aktivite paragrafında küresel talep verilerinin aşağı döndüğü”, “Yurtiçi aktivite paragrafında dayanıklı tüketim malları talebinin yavaşladığı”, “Enflasyon paragrafında başta enerji olmak üzere arz kaynaklı risklerin arttığına ancak kredi büyümesinin ticari segmentin ardından tüketici segmentinde de ılımlı seyre dönmeye başladığı” ve ”Gelecek yönlendirmesi tarafında ise faiz indirimlerinin devamı için yılsonuna kadar sınırlı bir alan kaldığı” vurgularının olduğunu belirten Kırıkoğlu, bu vurgulara ilişkin eleştirilerini şöyle sıraladı:

4 MADDEDE TERCİHLERİ ANLATTI

“1. Küresel resme bakıldığında tıpkı bizim de günlük raporlarımızda takip ettiğimiz gibi talep göstergelerinin gevşediğini görmek mümkün, ama küresel risk faktörlerinin ve diğer ülke merkez bankalarının sıkılaşmaya başladığını görmezden gelmek bir tercih.

2. Yurtiçi aktiviteye bakıldığında istihdamın artmadığını ve talep görünümünün orta vadede gevşeyebileceğini söylemek mümkün, ama cari durumda ülkenin çift haneli büyüme temposunda olduğunu ve tüketim kararlarının enflasyon korkusu ile öne çekildiğini görmezden gelmek bir tercih.

3. Enflasyon tarafında kredilerin özellikle ticari segmentte yavaşladığını söylemek mümkün, ama reel sektörün artan döviz kurları ve risk primleri yüzünden hem döviz borçları hem de uzun vadeli kredi faizleri tarafında hiçbir avantaj sağlayamadığını ve tam aksine zarara uğradığını görmezden gelmek bir tercih.

Yani özetle tüm bu tercihler objektif gözlemlerden ve sebep-sonuç ilişkisinden bağımsız olarak faizlere ilişkin kararın alınıp açıklamanın sonra buna uydurulduğunu düşündürüyor. Konunun bu siyasi niteliği de, geleceğe dair rasyonel analiz ve tahmin yapmayı imkansız kılıyor.

Dolayısıyla konu bu niteliğe bürünmüşken yukarıda 4. sıradaki gelecek yönlendirmesi kısmında ifade edilen “faiz indirimlerinin devamı için yılsonuna kadar sınırlı bir alan kaldığı” noktasının kurlar, küresel risk primleri, ve enflasyon endişelerine karşı çıpa görevi görebileceğini de iddia edebilir miyiz? Ya siyaset kurumu o cümleyi de kucaklamazsa?”

‘DOLAR YIL SONUNA KADAR ÇİFT HANEYİ GÖRÜR’

Son iki faiz indirimi kararını da öngören Prof. Dr. Babuşçu, yıl sonuna kadar faizin en az 100 baz puan daha indirilerek yüzde 15’e çekilmesini beklediğini dile getirdi.

Dolar/TL’de en geç yıl sonuna kadar çift haneli seviyelerin görülmesini beklediğini belirten Babuşçu, TCMB faizindeki düşüşe rağmen kredi faizlerinde ciddi bir düşüş beklemediğini, maksimum 100 baz puanlık düşüş olabileceğini söyledi.

Babuşçu, enflasyonda da mevcut yüzde 20’ye yakın seviyelerin çok altına düşülmeyeceğini, “yıl sonunda baz etkisiyle düşüş” beklentisinin de geride kaldığını belirtti.

‘TL’DEKİ DEĞER KAYBI ENFLASYONU ZORLAYACAK’

“Merkez Bankası, bir kez daha piyasa beklentilerinin ötesine geçerek alışılmışın dışında bir perspektif çerçevesinde bu sefer çekirdek enflasyonun da altına doğru bir faiz indirimi gerçekleştirdi” diyen Enver Erkan, faiz indirimlerinin devam etmesini beklediklerini dile getirdi.

Merkez Bankası, enflasyonu artırıcı risk faktörlerini geçici olarak nitelendirerek, “enflasyondaki son artışın da arz kaynaklı faktörlerden kaynaklandığı” yönlendirmesine devam ettiğini belirten Erkan, “Dolayısıyla, yakın dönemli politika adımları açısından alan teoride sınırlı olsa da, enflasyonda ilerleyen dönemde düşüş beklentisinin ön planda olması faizlerin indirilmesi konusundaki isteğin ve eğilimin süreceğini göstermektedir. Bu da, Merkez Bankası’nın Mart ayından sonra kademeli olarak azalan sıkılığının, Eylül’den sonra çok daha hızlı bir şekilde gevşetilmesinin ardından, rotanın benzer şekilde devam edeceğini gösteriyor” dedi.

Erkan ayrıca, “Bu dönemde artan finansal piyasa oynaklığı ile beraber liranın değer kaybının enflasyon konusunda daha zorlayıcı olacak olması, bu para politikası rotasına ilişkin çok önemli çekinceler potansiyelini de ortaya koymaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir