Külliye’deki Köstebek… CHP’deki Köstebek… Erdoğan şişman sevmez

Hürrem Elmaşçı

Çocuklar, Sayın Binali Yıldırım’ı milletvekilliği adaylık başvurusunun Sayın Erdoğan tarafından ağır sözlerle karşılandığını Odatv’den okuyunca ağzımdan ilk dökülen şu cümle oldu:

-“Şişmanları sevmez ki Sayın Erdoğan?”

Bu da nereden çıktı diyeceksiniz?

Ankara’da biz kızlarla beş çayı ya da iftar yaptığımızda basının gündemini mi konuştuğumuzu sanıyorsunuz çocuklar!

Bürokrat çevremize öyle kulisler gelir ki…

Mesela, Sayın Erdoğan sigaraya nasıl karşı ise şişman insanları da hiç sevmez. Yakın çevresine sık sık uyarıda bulunur. Kilo vermeyene pek kızar…

Yakın çevresine bir bakın çocuklar, çok kilolu biri var mı? Başta yürüyüş olmak üzere hepsi spor yapıyor. Sanırım, doktor olduğu için Sayın Fahrettin Koca’ya bu konuda hiç söz etmiyor! Hoca da kilo verdi bu arada…

Kilo vermeyen bir kişi var; Sayın Binali Yıldırım!

-“Hürrem Hanım, ‘köstebek’ dediniz, kilo yazıyorsunuz” dediğinizi duymuyor değilim…

Yazayım çocuklar.

KÜLLİYE’DEKİ KÖSTEBEK

Hatırlayınız çocuklar, Sayın Rahmi Turan, 20 Kasım 2019 tarihli köşesinde “Müthiş bir haber!” başlığıyla, “Saray’a yakın haber kaynağının”, CHP’li önemli bir siyasetçinin 9 Kasım akşamı değişik plakalı araçla geldiği Beştepe’de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü yazdı…

Anımsadınız değil mi, yer yerinden oynamıştı çocuklar…

Sayın Turan’ın yazısından bir gün sonra 21 Kasım sabahı FOX TV’de İsmail Küçükkaya’ya konuk olan Sayın Kılıçdaroğlu, Rahmi Turan’ın iddiasını doğruladı. “Ben şaşırmadım efendim, doğrudur” ifadelerini kullanarak şunu dedi:

-“Saray’a gidenleri biliyorum. İsim vermek istemiyorum. Her konuda konuşan Erdoğan bu konuda neden konuşmuyor? Arkadaşlarıma, partililere söyledim. Adamlar tutuldu, paralar verildi. Biz bunu gayet iyi biliyoruz. Erdoğan, CHP’yi dağıtmak için, ‘CHP kendi içinde kavgalı bir partidir, bunlar memleketi yönetemez’ diye bir algı yaratmak istiyor, bunun için de elinden gelen her şeyi yapıyor. Devletin en kilit noktalarındaki kişileri devreye soktuğunu biliyorum…”

Kılıçdaroğlu’nun kulağına “Muharrem İnce” adı fısıldandı. Şunu eklemeliyim çocuklar maalesef Sayın Kılıçdaroğlu kulağına her fısıldananı doğru sanıyor!

Oysa, o isim Muharrem İnce değildi. Aksine Sayın Kılıçdaroğlu’nun kulağına “Muharrem İnce” adını söyleyen kişiydi!

Zaten Sayın İnce, Twitter hesabından açıklama yaptı:

-“Bunun benim üzerimden parti içi muhalefete yönelik bir operasyon olduğunu ve bunun genel merkezin mutfağında bir çete tarafından pişirildiğini biliyordum. Bu bana, benim üzerimden parti içi muhalefete yönelik şerefsizce saldırıdır. Bu şerefsiz, onurdan insanlıktan nasip almamış kalemşor ile ve kaynağım dediği saray soytarısıyla mutlaka yargı önünde hesaplaşacağız.”

Burada kastedilen “kalemşor” kimdi? Rahmi Bey mi, haberi ona veren Talat Atila Bey mi, yoksa CHP içindeki eski bir gazeteci mi?

Sorunun yanıtı için devam edelim:

İKİ KAYBEDEN

Çocuklar, bu olayın yaşanmasından aylar önce 2019 yılı Mart’ta yerel seçim yaşandı. Büyük şehirlerin çoğunu CHP kazandı.

Kaybeden Ak Partililerin başında TBMM Başkanlığı’ndan istifa ederek İstanbul’a aday yapılan Sayın Binali Yıldırım vardı.

Sayın Erdoğan, Binali Beye kızdı. Ayrıca CHP’nin kazandığı başarıyla koltuğunun tehlikeye girdiğini düşünmeye başladı.

Binali Bey gözden düşmüşken…

Sayın Erdoğan koltuğunu düşünürken…

“Saraya giden köstebek” haberi yazılıp konuşulmaya başlandı.

O dönem Ankara’da “iki kaybeden” vardı:

-Biri belediye başkanlığını kaybeden…

-Diğeri partisinin kongresinde üzeri çizilen CHP bir milletvekili…

İkisi hemşehri idi…

İkisi çok samimiydi…

İkisi son dönemde aldığı ihaleler ile çok zenginleşen “kör” bir holding ile bağlantılıydı.

Birbirlerine yardım ediyorları. Mesela, 2019 yılı şubat ayında bir tv kanalının satın alınmasında, RTÜK işlerinde filan ittifak yapmışlardı!

Çocuklar konuyu uzatmayacağım ama şunu yazmalıyım, bu “muhalif kanala” bugüne kadar bir ufacık tek ceza dışında RTÜK hiç dokunmadı! Bu kanalın “kırmızı çizgileri” var; mesela Sayın Süleyman Soylu, Sayın Mehmet Ağar ve Binali Bey aleyhine tek haber yapılamaz.

Konuma döneyim:

İŞBİRLİĞİNİN KARŞILIĞI
MİLYON DOLARLAR

Çocuklar, “kaybedenler kulübüne” giren bu iki isim kafa kafaya verip çıkış yolu buldu.

Gelecek seçimi düşünen Sayın Erdoğan’a öneri götürdüler… İşte “Saraya giden siyasetçi” sızıntısı buradan çıktı.

Giden kişinin Muharrem İnce ile ilgisi yoktu, hedef şaşırttılar. Sayın Kılıçdaroğlu’nun kulağına yanlış bilgi üflediler. Kemal Bey de bir gün sonra “o kişiyi biliyorum” dedi.

Ah ah Kemal Bey son dönemlerde hep böyle yanıltıyor çocuklar, bir gün bunu da yazarım elbet…

Saraydaki buluşmadan Sayın Erdoğan’ın çıkarı vardı; CHP üst yönetimine köstebek yerleştirecek, Kemal Beyi aldatacak yanlış hamleler yaptıracaktı…

İkinci olarak, CHP’liyi Saraya getiren aracı kişi tekrar Erdoğan’ın güvenini kazanacak…

Peki ya, CHP genel merkezindeki köstebeğin çıkarı ne olacaktı? Bir dönem CHP genel başkanlığını hesaplıyordu ama artık delegeler üzerini çizmişti. CHP’de ileriye dönük şansı kalmamıştı. O halde bu işten kârlı çıkmalıydı:

Yıllar önce satışını yaptığı medyası için mahkemeye başvuracak; “bana FETÖ baskı yaptı, ucuza sattım, paramı verin” diyecekti.

Anlaştılar. El sıkıştılar.

Bugün yaşananları bu açıdan değerlendirin çocuklar.

Hürrem Ablanız daha neler yazacak neler. Sayın Kılıçdaroğlu’nu derin uykusundan uyandırmak mümkün olmuyor çünkü…

Şişmanlık meselesine dönersem; Binali Beyin şişmanlığına bunca yıl tahammül eden Sayın Erdoğan’ın kızgınlığını anlayamadım! Yeniden Refah Partisi ittifakını başaramaması olabilir mi? İnsanoğlu ihtiyarlıyor çocuklar, Binali Bey her daim başarılı olamaz ki?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir